Murat Arıcı’dan “Yüz Görümlüğü”
Edebiyat Öğretmeni Murat Arıcı’nın “Yüz Görümlüğü” adlı şiir kitabı çıktı. Her türlü konuya yer veren şairin kitabında yöremiz yemekleri arısında önemli bir yere sahip “tantuni”ye de yer vermesi dikkat çekiyor.
“Sabırla örülmeyen peteğe bal koymak, hayal âleminin prensi olmaktan öteye gidemez” diyen Edebiyat Öğretmeni Murat Arıcı, “Gerçek şiir kara kovan balı gibi olmalıdır. Kara kovan balı yılda bir defa sağıldığı için arıların ısısı balı iyice olgunlaştırır ki gerek rayihası gerekse besin değeri mükemmel olur” dedi.
Gazetemizi ziyaret eden Arıcı, Gazetemiz Çağrı Genel Yayın Yönetmeni Oktay İnce ile de sohbet etti. Arıcı, “Serbest söylenen her güzel söze şiir diyemeyeceğimiz gibi kafiyeli ve ölçülü olan her söze de şiir diyemeyiz. Bu sebepledir ki üstat Yahya Kemal, ruhunu titreten duygu, düşünce ve hayalleri ömrü boyunca bir arı titizliği ile düzenlemiştir. Şiirlerinde en mükemmel söyleyişi yakalamayı düstur edindiğinden onları kitap haline dahi getirmemiştir. Hâlbuki günümüzde, ruhunda duyduğu ilk ürpertinin acemice dizelerini kitap diye sunanların edebiyat tarihimizi en azından bir defacık okumaları gerektiği kanaatindeyiz. Böylelikle şiir adına hem şair adayı, hem de toplum kazanacaktır” dedi.
Sanatta usta olanlara üstat denildiğini hatırlatan Arıcı, “Bundan dolayı şiir yazmayı düşünen herkes, öncelikle kendisine bir üstat edinmeli ve önce onun yolundan gitmeye çalışmalıdır. Zaman içerisinde üstadının izlerini taşısa da kendi tarzını mutlaka bulacaktır. Sabırla örülmeyen peteğe bal koymak, hayal âleminin prensi olmaktan öteye gidemez. Gerçek şiir kara kovan balı gibi olmalıdır. Kara kovan balı yılda bir defa sağıldığı için arıların ısısı balı iyice olgunlaştırır ki gerek rayihası gerekse besin değeri mükemmel olur. Yirmi gün arayla yapılan sağımdan alınan bal ise sözde baldır. Gerçek şair de gerçek arıcı gibi, çiçeklerden toplanan poleni ve nektarı Yahya Kemal misali bir ömür olgunlaştırmayı becerebilmelidir” diye konuştu.
Arıcı konuşmasını şöyle sürdürdü; “Biz de üstadın yolundan gitmeye gayret göstererek yıllardır olgunlaştırmaya çalıştığımız şiirlerimizi dostlarımızın da ısrarıyla okurlarımızın beğenisine sunmaya karar verdik.Şiirlerimin olgunlaşması aşamasında beni sabırla dinleyen başta saygıdeğer Hocam Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’na sonsuz teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca şiir yazma dönemlerimdeki hassasiyetimi anlayışla karşılayıp bana her daim destek olan eşim Ayşe Hanım ile oğlum Ali Alper ve kızım Mısra’ya da şükranlarımı sunuyorum. Dilinizden gerçek şiir tadı eksik olmasın” şeklinde konuştu.
Şair Murat Arıcı Kimdir? 4 Mart 1967 tarihinde Erdemli’ye bağlı Tömük beldesinde dünyaya geldi. Babası, Dağlı köyü Garamatlı (Kara Ahmetli) sülalesinden Ali Bey (Tapan Ali), annesi Karahıdırlı köyü Kizirli sülalesinden Sultan Hanım’dır. Murat Arıcı, ilkokul ve ortaokulu Tömük’te, lise öğrenimini Erdemli’de tamamladı. 1989 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. 1990’da Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak Şanlıurfa İmam-Hatip Lisesi’nde göreve başladı. 1991-1992 yılları arasında İstanbul ve Muş illerinde Yedek Subay Öğretmen olarak vatani vazifesini tamamladı. 1993’te Erdemli Çıraklık Eğitim Merkezi’ne atandı. Bu okulda öğretmenlik ve müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2003 yılından günümüze kadar Erdemli Lisesi’nde Edebiyat öğretmeni olarak çalışmaktadır. Öğrencilik yıllarından itibaren hikâye, şiir ve derleme çalışmaları yaptı. Fakülteden mezun olurken Erdemli ve çevresindeki ağıtları, manileri, efsaneleri ve masalları tez konusu olarak hazırladı. Hece ölçüsünden taviz vermeyen şair, divan edebiyatı ve halk edebiyatı motiflerini şiirlerinde başarıyla yansıtabilmiştir. Şiirlerinin temasını aşk, hasret, ölüm, toplumsal konular ve Erdemli’nin doğal güzellikleri oluşturmaktadır. Murat Arıcı 1990 yılında Kargıpınarı beldesinden öğretmen Ayşe Hanım’la evlendi. Bu evlilikten Ali Alper adında bir oğlu, Mısra adında bir kızı oldu. İşte Arıcı’nın tantuni adlı şiiri;
TANTUNİ
El kıyması kavrulunca bir güzel, Etrafa hoş koku saçar tantuni. Tadına doyulmaz Mersin’e özel, Uzaktan iştahı açar tantuni.
Çukur tepsi tan tun eder vurmadan, Kızgın buhar arşa çıkar durmadan, Selam versen hatırını sormadan, Yağdan birkaç yudum içer tantuni.
Küs duramaz kepçe ile barışır, Usanmadan tekrar tekrar karışır, Kafa tutup yemeklerle yarışır, Servis olur öne geçer tantuni.
İster açık olsun ister somunda, Türlü salatası vardır zeminde, Bir de ayran gelir ise yanında, Yol alır mideye göçer tantuni.
Sanki süs biberi masada şeker, Limon her lokmaya lezzeti eker, Karnın doysa bile gözün iç çeker, İki yetmez yiyin üçer tantuni.
|