“Dürüye’nin Gügümleri” adlı dizinin Halim Ağası Usta oyuncu Selahattin Taşdöğen, “ ‘Torba Yasa’nın içinde sanatçıları da ilgilendiren telif yasasının çıkarılmasını beklerdik, ama maalesef sanatçıyı düşünen yok. Bu da bizi yaralıyor” dedi.
Bir programa katılmak üzere Ayaş beldesindeki Royal Sabaste Hotel’e gelen Usta oyuncu Selahattin Taşdöğen, Gazetemiz Çağrı muhabirlerine dizi ve film sektöründeki gelişmelerle ilgili çok özel değerlendirmelerde bulundu.
Türk dizilerinin ve filmlerinin çeşitli ülke televizyonlarında oynamasının Türk Sineması’nın ne kadar ileri gittiğinin göstergesi olduğunu belirten Taşdöğen, “Türk sineması, Yeşilçam diye tabir ettiğimiz kurum yıpratıldı, yok edilmeye çalışıldı. Yeşilçam hiçbir zaman o kadar uğraş içerisinde ne yıprandı, ne de kendini kaybetti. Yeşilçam da o dönemlerde o günkü teknolojiye göre çok güzel filmler ortaya koydu. Çok güzel ödüllerde almıştı. Halen siyah beyaz filmleri severek izlerim. Onlarda yabancı ülkelerde yer almıştı. Bugün gelinen noktada dizilerimizin, filmlerimizin diğer ülkeler tarafından da beğenilerek takip edilmesi son derece güzel” dedi.
Dizi ve filmlerin Türkiye’nin tanıtımında etkin bir rol üstlendiğini ifade eden Taşdöğen, “Ülkemizin tanıtımı açısından, turizm açısından son derece güzel. Hem Türki Cumhuriyetlerde, hem de Arap ülkelerinde, Yunanistan da, balkanlar da hatta Japonya ‘da oynayan dizilerimizin olması son derece olumlu. Bazen gittiğimiz yerlerde resim çektirenler oluyor bizimle. Beni nereden tanıyorlar ki diyorum. Tabi onlarca ülkede yayınlanıyor diziler. Farklı isimler kullanılıyor, yeniden seslendirmeler yapılıyor. Bu gelişmeler bizim için gerçekten önemli” diye konuştu.
Telif yasasının bir an önce çıkarılması gerektiğine değinen Taşdöğen, “Telif yasası denilen bir şey ülkemizde çıkmış olsaydı, kültür bakanımız bu konuya birazcık eğilmiş olsaydı, çok iyi olacaktı. Torba yasası meclisten geçmişti ya, hani o torba yasasının içerisinde bizim de ülkemizin sanatçıları vardır, onlarda emekçidirler denilse. Onlarında emekleri sömürülüyor, artık buna bir son verelim, bu kardeşlerimizin de sosyal güvencelerini garanti altına alabilmek adına dış ülkelere satılan pazardan, kazançtan en azından bir pay verilse, çok daha mutlu olurduk. Ne yazık ki bunları düşünen yok. Maalesef kendi yağımızla kavrulmaya çalışıyoruz. Bu bizi aslında yaralıyor” şeklinde konuştu.
Dizilerin sinema filmi gibi uzun olmasına da tepki gösteren usta oyuncu Taşdöğen, “Bir dizi düşünün ki 120 dakika. 120 dakika dizi mi olur? Sinema filmi gibi. Yatıyoruz, kalkıyoruz setteyiz. Sette çalışanlar ailelerini bile göremiyorlar. Sonuçta kendi işimizi yapıyoruz, keyif veriyor ama insani şartlar altında çalışmak gerekiyor. 8 saat çalışmak gerekiyor. Biz 18 saat çalışıyoruz. Telif yasası bir an önce çıkarılsın. Vebali günahı bunu halen çıkarmayanlarındır.” dedi.
Kadir İnanır’ın bir Hollywood filminde oynamasıyla ilgili düşüncelerini de dile getiren
Taşdögen, “Yapılan çalışmalar güzel ama bundan birileri para kazanıyor. Sadece birileri kazanıyor. Yapımcılar kazanıyor, televizyonlar kazanıyor, oyuncu emekçi maalesef kazanamıyor. Ama ülkemizin tanıtımı açısından bu dizilerin filmlerin Lübnan’da, Avrupa da ve saydığımız diğer yerlerde yer alması son derece önemli. Oyuncular bizim oyuncularımız, onlarda uluslar arası platforma açılmış oluyorlar. Yıllar sonra Kadir İnanır Hollywood’ta film çekecek düşünebiliyor musunuz? Şimdiye kadar bilinmiyor muydu Kadir İnanır? Birçok starımız var. Bunlar biliniyordu. Yavaş yavaş o piyasaya geçte olsa bir kapıdan giriyoruz. Bu bize kalitenin de artmış olduğunu gösteriyor. Daha güzel gelişmelerinde olacağını ortaya koyuyor. Sinema adına sevindirici bir gelişme” şeklinde konuştu.
“Dürüye’nin Güğümleri” dizisinin yönetmeni Eray Koçak ise dizinin 9 ayını başarıyla geride bıraktığını belirterek, “1 seneyi doldurup 10-15 günlük bir tatil yapıp, gelecek sezona devam etmek istiyoruz. Diğer diziler ve televizyonlar bize ne kadar müsaade edecekler, zaman gösterecek. 9 ayda 32 bölüm çektik. Çalışmalarımızı sürüyor” dedi.
ÇAĞRI GAZETESİ ( ÖZEL HABER )
Hüseyin YILDIZ-Fatih DÖNER