Ülkü Ocaklarından Açılım Tepkkisi
Erdemli Ülkü Ocakları Başkanı Serhan Gür, Demokratik açılımın bir birleştirme projesi değil bir ayrıştırma projesi olduğunu iddia ederek, açılım sürecini sert bir dille eleştirdi.
Yaptığı basın toplantısında Ak Parti hükümetinin telafisi mümkün olmayan tahribatlarda bulunduğunu ileri süren Gür, “Aziz vatan topraklarını böldürmemek uğruna; canı, ciğeri evladını feda etmeye hazır analar, babalar, gerektiğinde elli yıl dağda gezmeye, gerektiğinde ise vatan toprağını ana kucağı bilip, şahadet şerbetini içmeye hazır, Türk milletinin, yiğit evlatları. Bildiğiniz gibi milletimiz çok çetin bir süreçten geçmektedir. Şahadet ile ihanet, ay yıldızlı bayrak ile paçavra, gazi ile terörist, alçaklık ile kahramanlık, pişmanlık ile küstahlık kavramlarının manasını idrak edemeyen AKP hükümeti, sözde açılım adı altında ecdadımızın kanıyla sınırlarını çizdiği vatan toprakları üzerinde telafisi mümkün olmayan yanlış politikalar izlemektedir” dedi.
Ermenistan ile sınır kapılarının açılmasının gündeme gelmesiyle kardeş ülkelerle Türkiye’nin arasının açıldığını ifade eden Gür, “ Kafkaslarda, komşularımızla sınır çatışma politikası uygulayarak ve sonucunun neye ve nerelere kadar uzanacağı bilinmeyen açılım politikaları sonucu öz kardeşlerimiz olan Azerilerle aramız açılmış, Azeri Türklerine soykırım uygulayan Ermenilere sınır kapılarımızın açılmasının gündeme gelmesiyle başlayan bu süreç, Habur sınır kapısında, bebek katili canilerin, törenle karşılanmasına kadar uzanmış ve sokaklarda devlet aleyhine gösteri ve çatışmalara kadar uzanmıştır. Tüm bu süreç içerisinde Türk Devleti eşi görülmemiş bir teslimiyet ve acizlik içerisine düşürülmüştür. Devletin güvenlik güçleri aciz duruma düşürülmüş, kendilerine taş ve sopalarla saldıran bölücü odaklara karşılık vermeyecek hale gelmiştir. Mevcut AKP hükümetinin bu gayrı milli tavrından cesaret alan iç ve dış mihrakların milli varlığımıza yönelttiği saldırıların en üst seviyeye ulaştığı bu dönemde, etkisini giderek arttıran vahametin boyutları içinde bulunduğumuz bu süreçte iyice içinden çıkılmış bir hal almıştır. Son yıllarda tarihinde hiç olmadık bölünme ayrışma sürecine sokulan aziz Türk milleti, “açılım politikaları” adı altında sonu karanlık ve bilinmeyen bir noktaya doğru sürüklenmektedir” diye konuştu.
Ülkücü Hareketin, milli meselelere yönelik yüksek hassasiyetleri ve stratejik öngörüleri ile önümüzdeki süreci bütün vahametini gördüğünün altını çizen Gür, “Demokratik açılım" ambalajı içinde, pazarlanmaya çalışılan ayrıştırma ve bölünme projesinin teslimiyet sürecinin yeni bir aşamasıdır. Girilen yolun, PKK'nın stratejisine uygun olarak etnik bölücülüğe siyasi ve hukuki meşruiyet kazandırmıştır. Bu gidişatla Türkiye Cumhuriyeti'nin milli devlet niteliğini ve üniter siyasi yapısını tasfiye süreci başlatılmıştır. Farklılıkların körüklenmesi ülkemizi kutuplaşmalara, kamplara ve hatta şahit olduğunuz gibi devletin güvenlik güçleriyle çatışmalara sürüklemiştir. Tahribatın bu hızla ilerlemesi halinde, bünyemizde kapanması mümkün olmayan derin toplumsal ve siyasal yaralar açılacaktır. Sürdürülen tahrikler, devlet ve millet yapımızı yeni bir şekle sokmak için yürütülen “siyasi ve toplumsal yıkım projesi”nin ileri bir aşaması uygulamaya konulmuştur. AKP hükümetince Milli hassasiyetlere sahip çıkmak, milli birliğimizi, kardeşliğimizi, bağımsızlığımızı ve tarihimizi savunmak, çağdışı ve ilkel bir tavır olarak addedilmektedir. Bu açılım Tahribatın sürmesi halinde bin yıllık kardeşliğin oluşturduğu milli birlik ve bütünlüğümüzün onarılamayacak kadar zedeleneceği “yol ayrımına” gelinecektir. “Demokrasi açılımı”, “kardeşlik ve huzur açılımı” ve “milli birlik açılımı” gibi sürekli tazelenen makyajların gerçekleri kamuoyundan saklamaya yetmeyecektir. Türk milletine Süslü ambalajlar içinde sunulmaya çalışılan zehir şişesinin bir kez açılması halinde aziz milletimizin varlığının ve birliğinin devam ettirmesi mümkün olmayacak hale getirilecektir” şeklinde konuştu.
Gür konuşmasında şunları da kaydetti; “Görüldüğü üzere Açılım projesi bir birleştirme projesi değil bir ayrıştırma projesidir. Unutulmamalıdır ki; kanlı terör unsurları yok edilmeden, içeriden ve dışarıdan teröre destek veren şer güçleri ortadan kaldırılmadan, bölgenin güvenlik sorunu ve küresel emperyalizmin himayesinde Türkiye’nin bekasına yönelik tehdit içeren “terör sorununa” bir son verilmeden “açılım” adı altında hiçbir hamlenin başarıya ulaşamayacağı hususu reddedilemeyecek bir gerçektir. Türkiye’yi bu noktaya getiren AKP hükümeti şunu iyi bilmelidir ki, Kürdü, Lazı, Çerkezi bu milletin her evladı vatanına milletine devletine canı pahasına bağlıdır. Devleti yönetenlerden beklenen teröristle müzakere değil mücadele etmesidir. Adına önce “Kürt açılımı” denilen daha sonra ise “demokratik açılım” ve “milli birlik projesi” gibi söylemlerle süslenmeye çalışılan bu ayrıştırma ve yıkım projesinde; bugüne kadar gizlenilmeye çalışılan tüm maskeler düşmüş, acizlik saklanamayacak boyutlara ulaşmıştır. Velhasıl kelam: Yüreğinde vatan sevgisi, gönlünde millet sevdası, hayallerinde ay yıldızlı al bayrak olan hiçbir aziz millet evladının, sessiz kalamayacağı ağır bir tahrikle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bu ağır tahrikler altında bile yüce Türk milleti kendisinden beklenen olgunluk ve sağduyu göstermiş ve göstermeye de devam edecektir. Bu projenin mimarları hemen bu yanlıştan dönmeli ve milletimizi millet yapan birlik bütünlük yapısı ve milli değerleriyle daha fazla oynanmamalıdır. Terör sorunu, Kürt sorunu gibi gösterilmekte ve Kürtlerle, milletimizin sorunları varmış gibi bu millete lanse edilmektedir. Milletimizin vicdanı rahat olsun. Ülkücü gençlik dün olduğu gibi bu günde vardır ve var olacaktır. Kardeşlik temelleri üzerine Tek dil, Tek millet, Tek devlet, Tek bayrak, Tek vatan mefkûresiyle kurulan bu koca çınarı değil yıkmaya yerinden kıpırdatmaya bile kimsenin gücü yetmeyecektir. Cenabı hak, birliğimizi, dirliğimizi daim etsin. Bizlere bu toprakları vatan yapan ecdadımızın ruhları şad mekânları cennet olsun.”
ERDAL YARDIM
|